'Ya canim Yorsan sut mu aldin yaa...' hayir sanki hergun sut iciyorum da markayi begenmiyorum:)
'Neden bunda kapak var hijyenik...'
' Canim Yorsan da iscilerin maaslarini vermiyolarmis ya almayalim'
'Himm ama iste ordan kesip bak kapaklara veriyolar ve tadi da digerlerine gore daha guzel....'
'O da bi bakis acisi tabi [aman ben nasilsa icmem ya diyo bu saf bukle ama bak sen gece nasil da hupurdetiyor bi de yetmiyor ertesi gun yine istiyor...]
Sutun eslik ettigi PARLEMENT CINEMA gecelerimizde 'kokuyu' izledik.Ilginc bir filmdi kitabini okumustum ama cok sikilmistim zira her bir koku yaklasik uc sayfa tasfir ediliyordu.Film tabi oyle degil ,gorselligin pik noktasina gelmisler.
E tabi 'koku' ana tema olunca kim olur filmde...Fransizlar ve tabi Fransiz kadinlari...Surusune bereket boy gostermisler filmde hepsi de boyle bembeyaz ,guzel hatunlar...Bu nokta da filmi izleyen iki kiz olarak surekli belli seylere takildik da durduk...Mesela su resimde gorunen hatun filmin basindan sonuna kadar bizlerle ve biz buna takmis durumdayiz.Bazilarina gore inanilmaz bi sanat filmi de sayilan bu filme cok degisik acilardan yaklasiyoruz cidden...
'Ya kizim koymuslar bu iskeletoru ne bu boyle be '
'Ayrica cilleri de var ya'
'bi de saf mi yuh adam neresine geldi hala duruooo>>>>>'TIHHH'
Bu arada film 18.yy da geciyor ve Fransanin en pis ,en igrenc donemi ...Yani zaten filmde oyle cekimler varki pisligin kokusundan burnunuz kirilicak o derece...'N e kadar pislermis be offff'
'O peruklar ayyyy cikti nasil bi yagdir o oyle yaaa'
'Ben buna 'momolika' derim'.....[momolika ]>>>:)
Tabi bir de esas oglumuz var,bakislari,durusu ,mimikleri o kadar iyi hastalikli bir insani anlatiyor ki izlerken sizde ister istemez o boyle ezildikce ,suratini eksittikce onunla ayni aynda ayni yuz ifadesine takili kaliyorsun...Lakin dedik ya off cok pis ,hastalikli...Bir Fransiz erkegine yakisiyor mu himmm???Sen Martin Solveing le, o duru sesli adamla ayni memleketten misin...? Hayal kirikligina ugruyoruz tabi bu bizi uzuyor...'Gokcecim ben sogudum bunlardan bi daha o sarkiyi dinleyemem ben sanirim...'
'Ben dinlerim canimmm...Yanliz yine de aklima gelir yani bu Fransizlari *** gotuyormus...'....
Bu arada birde tabi kitaptan hic gozumde canlanamayan son bolum ki nasill bir cekimdir o...

Bir de Premonition izlendi .Aslinda pek umutlu degildik kendisine baslarken,sonra baktik yapismisiz ekrana....Goruldugu uzere ,nip\tuck in playboyu oynuyor burda da...Zaten film boyunca soguklugu ,o ilginc ve komik kaslarina takmis durumdaydim ;hic hazetmedik kendisinden , baya bir hirrrladik kendisine...
Bir de tabi boyle rollerde gormeye alisik olmadigimiz Sandra Bullock var...Tabi biz yine konunun yani sira baska seylere de takilmis durumdayiz:
'Bu kadinin burnu estetik mi acaba/'
'Yok be baksana kemer gibi birseyi var...'
'Ama guzel '
'Cokturmusler kadini be gol evinde nasildi burda nasil,saclar,gozler...Kadin dagilmis..'
.....
Bi muddet sonra film biter.Ve tabiki tartisma evresi baslar' bu neden boyleydi,bu boyle olsa olur muydu,ya nasil yapti...'bidi bidi bidi....
Ve en son diyolog:
' Boyle olsa hani belki de daha kotusu olmesi mi iyi kalmasi mi yani dusun o yasiyor ,biliyorsun;ama olu gibi de ses seda yok olmedigini bilmek ya cok zor olursa ...Olmesi mi kalmasi mi daha iyi?Hani sey gibi ' Ne zor degil mi olmedigini bilmek,ne katlanilmaz?Ve bu kadar ozleyip de onu gorememek,ona dokunamamak,onu istememek artik sonun 'pi' hali degil mi?' '
Uzun sessizlik ' biz uyuyalim en iyisi ,evet uyuyalim...." :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder